5 Nisan 2009

kalk gidelim de saraylı / bak dikiz aynam kalaylı

demiş olmalı biri bize ki kalkıp üsküdar vapuruna bindik bu öğlen. üstelik ben 12'ye kadar uyumuşken. t. bey bugünkü gezimizden ümidi kesmişken. ama iyi ki süslü değilim ve 15 dakikada hazırlanıp +30 dakikada da beşiktaş iskelesinde olabiliyorum. (şu anda fonda cocorosie-tekno love song çalıyor olması dikkatimi dağıtıyor, anlayışlı ol o yüzden ey okur). evet, ne diyorduk, beylerbeyi sarayı. tamam sıkıldım anlatmıycam daha. gittik, gördük işte, güzeldi.

heidi & coach potato / text message:
-after visiting beylerbeyi, i realized i undervalued the ottomans. this was my first palace visit, so congratulate me!
-you start from the last but anyway this is fine. i appreciate your efforts for all...


hayatımda ilk defa saray gezdim, inanmazsınız belki ama öyle. ve hayatımda ilk defa saray gişesini dolandırdım. küçük çapta yani. ecnebî - ya da kendisinin müthiş çıkarımıyla acem(i)- arkadaşımdan 8 tl yerine 1 tl almalarını sağladım. sanat için/kültür uğruna yaptım, yine olsa yine yaparım. hem siz sormadınız ki arkadaşımız yabancı mı? diye, di mi efendim... öğrenciyiz dedim ben sadece, ki doğru.

tavlada yenildim, damada yendim (bkz. çok amaçlı oyun tahtası). çok yorgunum, nostalcik tramvaya binelim dedim. sonra yok yok oraya kadar da yürüyemeyebilirim, önce tünele binelim, sonra da tramvaya tamam mı?
dedim.


parmaklarımla kadife bir kumaşa dokunur gibi
öpüyorum seni
ilk kez
beklediğimi görmekten ürkerek
gördüğümü bilmemiş gibi yaparak
yaşamaktan...
gül geç hep.

Hiç yorum yok: