4 Nisan 2008

(anti) hero (anti)!

düşündüm de ben hangimiz kendimizi birbirimize ne kadar anlatabiliyoruz diye. hani böyle boğmadan, beni dinle beni dinle demeden. ya da bazen nasıl da duvara tosluyor insan küt diye. bilirim, tanırım diyorsun, bir bakıyorsun kabuğun altından bambaşka bi şey çıkıyor.
hayat ne kadar yanımızda? kesiştirebiliyor mu her zaman iki insanı? güzel teğetlikler yaşatabiliyor mu? bazen öyle şiddetli bir sarsıntıyla çarpıyoruz ki o insana. bir bakıyoruz kırık dökük. hayır efendim romantico değil!
hem nereden bilebilirsin kuzum karşında oturan insanın neden orada oturduğunu? ne duymayı beklediğini? neden kalkıp geldiğini? neden boş baktığını? anlamadığını? kafasından neler geçtiğini?
çok sık olmaz ama bazen olur. bir insanla tanışırsın (tanırsın demiyorum zira, dikkat!) ve dersin ki sizinle şöyle boğaza karşı bacak çelip iki tek atalım. seni seçtim ben hesabı. bir ışık, bir gülüş, bakış, ya da her neyse. susuz yaz'da esas oğlan esas kıza der ki "içimde beni sana iten bi şeyler var!" yaaaaaaaaa. aşk daha icadolunmamış azizim o zamanlar. hele hoşlantı hiç!
böyle saf, bu kadar net işte. hoş, dediğim o değil benim. olabilirdi de ama değil.
tanımak, ta-nı-mak. sade ve sadece. dedim ya az evvel, iki tek atmaca.
ama gerçek dünyaya hoşgeldiğimizde, bir bakarız ki durum hiç öyle değil. çünkü insan acayip şey, şeker. hatta egodan ibaret. ahhhhhhh, kalbim sancımakta.
bi geri dur hemşerim, o kadddaa da değil! diyesi geliyor adamın ve madamın.hadi ordan üleyyyyyn! hatta.
nası yani şimdi? duyular, duyu organları, sen ben tanımak? ora nere oluyo cicim?
neden ben? ha, evet ilgincim. ama kader,kısmet. merakınızı bağışlayamam. hem fallar tutmaz küçük hanım.(çıkmaz mıydı yoksa?) nereye açılır bu kapı? allahım omzuma bir sorumluluk mu yüklüyor bu? neden beni seçtin? neden köşeme müdahale ettin? hay allah, şimdi daha çok kavga edeceğim o mâlum şey ile (şey mi dedim, pardon.) çarpıntım var. bi sigara yakabilir miyim? kahveyi azalttım. sadece kokladığın bi şeye var diyebilir misin? hep şu underground müzisyen hayatının suçu. aman allahım, yağmur mu yağacak ne? yine görüşürüz. (yok sağlıcakla kal sen en iyisi!)
kalbe baskı, ayaklara eziyet, gözlere ceza. parmak uçlarını saymıyorum bile.
eski şarkılar çalmakta içimde şimdi. ama ufaktan ufaktan. senin duyamayacağın kadar sessiz, beni mutlandıracak kadar sağlam.
her şeye rağmen, yaşanmışlık var. evet, iyi ki.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Bazen içindekilerini yaşamak ister insan,bazen de yaşatmak veya paylaşmak.İşte burada birşey dürter insanı...belki bir duygu belki de tek bir bakış.Ama gün gelir bütün yaşanmışlıkların üstüne,bütün o hayellerin üstüne bir anlamsızlık çöker bazen.bütün yapyıkların bir çelişkiye bürünür bir anda.Ne anlayabilirsin ne de anlatabilirsin...Yalnızca tek bir cawabı wardır bu sorunun.O da aşk...Gerektiğinde anlamsızca davranmak gerekir eğer hala birşey warsa içinde ona karşı ve herşeye rağmen haykırmak gerekir onu nasıl istediğini...
Bunun ne sorgusu olur ne de soruşturması.Gün gelir de pişmanlık duymaman için herşeyi oluruna bırakıp anını ve hissettiklerini yaşaman gerekir.
Fazla demogoji oldu ama kusura bakma ve ne olrsa olsun o gözlerindeki ufak tebessümler hiç bitmesin....

heidi dedi ki...

anonymous: teşekkür ederim efendim.siz aşk boyutundan ele almışsınız durumu. ama insan ilişkileri zaten yeterince karmaşık. bi de "aşk"ı telaffuz edersek uf uf kaosa gel durumu oluyo o zaman zannımca.:)o başka bir postun konusu olabilir belki. :)
ama teşekkürler mösyö!

Adsız dedi ki...

önemli olan da bence bu ya...insan zaten bir duygular bütünü gerisi teferruat.zaten insanı anlamak gibisi warmı?insan kendini anlayamıyor canım,bir de karşı tarafı anlamak yokmu işte kayış burada kopuyor.Boşu boşuna denmemiş insan insan evrendeki en zor bir olgudur diye.ilk yorum dediğiniz gibi sadece bir duyguyu ele almış belki de bu duygu insan yaşamında ki en derin şeylerden biri.Önemli olan komlpe anlamak,zaten bunu yapabiliyorsanız lütfen bana da anlatın:)

heidi dedi ki...

anonymous:değil mi azizim? "biri bana anlatsın sivuple! pozu :) çünkü çoğu zaman şaşalıyo insan, "ben anlamoor, nasıl oloor" oluyor. işte böyle istişare eylemek lâzım. bi de "insan evrendeki en zor bir olgudur", işte bunu sevdimm.:)