11 Ağustos 2009

begonvil vapuru

anne güzel, anne cici. anne hep özlenen insan modeli. insanın annesi ve kardeşi uzaklardan koşup gelip hafta sonunu şenlendirince sokaklara dökülüp doyasıya gezmek elzem oluyor. bütün hafta ofise tıkılıp kalmış bünyeyi sokağa çıkarırsan sonuçlarına katlanacaksın. cumartesi sabahı anne ve kardeşin "haydi kahvaltıya" demesini ne çok özlüyor insan. evdeyken kıymeti bilinmiyor.

"eeeee nereye gidiyoruz?", kahvaltı masasında kurabiyeyle birlikte gelen soru. hiç duraksamadan büyükada'ya diyorum. kimse itiraz etmiyor. öğlen vaktindeki vapuru kaçırmış olmak ada öncesi bir saatlik bir ortaköy gezisi bahşediyor bize. annemin senin neden hiç etekleri uzun elbisen yok demesi sonucu da krem rengi uzun bir elbise sahibi oluyorum. o kadar yabancıyım ki uzun eteğe, ayak bileklerime dolanıyor yürürken ama çaktırmıyorum, kimono giymiş capon gibi minik minik yürüyorum, havalı oluyor bence.
saat üç vapuru tıklım tıklım. italyan bir turist kafilesiyle birlikte vapurun en güzel yerine bağdaş kuruyoruz. deniz öyle lacivert ki gözlerini alıyor insanın. ben turistlere bakıyorum, bi ara o kadar kaptırıyorum ki konuşmalara kendimi, italyanca anladığımı sanıyorum. annem manalı bi gülüş atıyor karşıdan, ben ne var der gibi kaşımı kaldırıyorum. hiç diyor, italyan aşkın geçti mi diye bakıyorum. geçmiş baksana diyorum, gürültü yapar gibi konuşuyorlar.
adaya iner inmez yemek, sonra hemen yollara vuruyoruz kendimizi. aya yorgi'ye kadar yürüyoruz, geldik mi geldik mi isyanları arasında. sonra faytonla ağır ağır geri dönüş yolu, her yerde begonviller. annem mest oluyor; ağaç fidesi, çiçek tohumu falan satan adama ne zaman dikmek gerek, nasıl dikmek gerek diye soruyor. annem sonbaharda ısrarlı, adam hayır ilkbaharda diyor.
duydun mu ilkbahardaymış diyor bana dönüp, duydum anne diyorum, ilkbaharda gelip begonvil fidesi alınacak sana, ajandama yazdım. babam da telefondan katılıyor annemin begonvil sevincine ve ada gezimize. biraz buruk, iyi gezin bakalım bensiz diyor.
19:40 vapuru öncesi iskele dibi mado'sundan mado dondurması, gün batımında vapur balkonunda deniz-dalga-köpük sefası... bakıp bakıp sarhoş olunası bir manzara.

yazın son zamanları bunlar bilog, her ne kadar kışı özlemiş olsam da tadını çıkarmalı.

8 yorum:

Mösyö Begonville dedi ki...

Ah büyükada maceraları ah!

HEİDİ dedi ki...

mösyö begonville: ben bi şeycikler demem size kuzum, pes her kılığa bürünüyorsunuz. : )

Android dedi ki...

anne özlemime tuz basmış olması hiç rahatsız etmedi beni.hedicik ne güzel bir haftasonu geçirmişsin.mutlu oldum senin adına =)

HEİDİ dedi ki...

android: herkesin annesi yavrusunun yanına koşsun! hurraaaaaaaa!

Adsız dedi ki...

ah...çok tatlı bi yazıydı heidi...
android'in bloguna uğradım önce... yeni yazı göremedim...=(
sonra onun blog'unun üzerinden buraya uçtum...(=
uçuşa devam!
sevgimle...

HEİDİ dedi ki...

adsız: android üzerinden aktarmalı heidi uçuşlarında da her daim hizmetinizdeyiz. okur memnuniyetini daima möhümsüyoruz. : )

(bu arada android'in arkadaşı mısınız? hayır, kendisi "en sadık okuyucu ever" olduğu için bu sizi direkt premium okur yapabilir, o yüzden soruyorum. artı bin puan kazanabilirsiniz. : )

Adsız dedi ki...

eveetttt!!!!!!!!
arkadaşıyım...çok şükür ki=).
onun sayesinde biliyorum blogunuzu...yoksa blog blog güzel yazan birilerini keşfe çıkmak adetim değil...zira bir blogum bile yok=).
bi sürü puanım oldu!!!
yaşasın...hehe=).

HEİDİ dedi ki...

adsız: o zamansa kangaraculeyşıns! bozdurup bozdurup harcayın puanlarınızı. : )