6 Ağustos 2008

dis is bızinis,o ye!

asansör panellerine bakmaktan yorulmuş bir bünyem var benim. mütemadiyen in-çık in-çık. 5-8-17-22. bazen de 3-6-9 olabiliyor,gülüyorum ben o zaman.
yerleşik hayat mı? ah monşer, uzak diyarların tatlı fısıltısı o, ne bileyim böyle uzaktan hoş gelen kaval sesi falan. evet bildiniz, fareli köyden gelen kavalcının kavalından bahsediyorum. hem o kavalcı her neredeyse alsa götürse beni ne güzel olur ya neyse.
taş bina olduk taşlaştık, daha dün annemizin kollarında yaşarken şimdi gökdelenlere doluştuk. görüş alanımız bilmem kaç metre yükseklikten sonrasını kapsıyor ya artık, zihin de belli bir aşamanın altındaki şeyleri dikkate almayı reddediyor galiba. hop gelsin maddeler; bir tık iki tik, sen git sen gel, oldu da bitti maaşallah! hani o mükemmel ayrıntılar, mini mini detaylar? hiç işte.
kasvet kasavet yani. şööölelemesine ferah feza, salon salomance bir metre kare bi alan olsa şurda, hiç çıkmam içinden herhalde. gökyüzü yakın yer yüksek burada. arada sıkışıyor insan malumunuz.



günün özü: ascık mum kokusu,karanfil dumanı, bi de limonlu dondurma içimizi açsın, günümüzü aydınlatsın. trallalallalalalala.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

ah nasıl da özlemişim ben bu yazıları. bu satırlarda çook şifreler gizli ama ben çözdüm onları, tasaya gerenk yok. and yeah baby, those tall concrete buildings get me down like hell too....

heidi dedi ki...

tıp diycem ben sadece kuzum size.
"söze ne hacet" dememek ayıp bu durumda.
sen gözlerime baksan sadece anlarsın ya zaten......neyse,varlığına teşekkür boynuma borç.
çok özledim ama bil bunu. : )

Adsız dedi ki...

:)

Adsız dedi ki...

yazı su gibi walla. bir ara nefes almayı unuttum da zor toparladım yaa....

heidi dedi ki...

anonymous: teşekkür ederiz efendim. aman unutmayınız nefes almayı, mühim bi şey zira. hoşgeldiniz bu arada. : )